28 Ocak 2015 Çarşamba

ertelenmiş umutlar : le passe

asgar ferhadi'nin yönettiği, bu film ile cannes en iyi kadın oyuncu ödülü alan berenice bejo'nun ali mossafa ve tahar rahim ile başrolünü paylaştığı 2013 yapımı bir fransız filmi le passe. gerilimin hiç eksik olmadığı ve bazen konuşulan o kadar diyaloğa rağmen tek bir mimiğin yettiği bir film. oyuncuların üstün yetenekleriyle ve senaryonun gerçekten iyi yazılmış olması bu filmi tepe noktalara çıkartmaya yetmiş gibi gözüküyor. sürekli olarak filmi tahmin etmeye çalışmanız ve her tahmininizde biraz daha fazla yanıldığınızı anlamanız da filme ayrı bir tat katmış.

film aslında ismi gibi geçmişi konu alıyor. başlıkta da söylediğim gibi, geçmiş zamanda sürekli ertelenen umutların bir aileyi nasıl perişan edebileceğini görüyoruz. hem de bu perişan etme durumu karakterlerinin hepsinin geçmişinde yaşayan bir karaktere dokunarak, bir çığ gibi büyüyerek geliyor filmin sonuna kadar. tüm karakterlerin birbiriyle olan diyalogları ve birbirlerine temas etmeleri, tüm hikayedeki karakterleri etkiliyor. hal böyle olunca da aslında bir polisiye film izler gibi konuyu çözmeye çalışıyorsunuz fakat her polisiye film gibi ne kadar tahmin ederseniz edin, yanıldığınız noktalar oluyor.


tahar rahim zaten sevdiğim bir oyuncu, çok doğal ve yetenekli. bu filmde de yine yapmış yapacağını. daha önceden hiç tanımayanlar bu filmde tahar rahim'i gördüklerinde eminim ki hemen diğer filmlerine bakıp, izlemeye başlarlar. kendisi öyle bir oyunculuk sergilemiş çünkü. fakat tahar rahim ne kadar iyi dersek diyelim, neden bilmiyorum ben ali mossafa'yı bu filmde biraz daha fazla beğendim. karakterin olduğu konumdan dolayı mı, diyaloglarının sağlamlığından dolayı mı hala bilemiyorum ama sanki hikaye boyunca tüm karakterleri toplayan o olduğu gibi, filmdeki tüm yetenekli oyuncuları da bir araya getirip, film üstü kalite çıkaran isim de o olmuş gibi geliyor. tabii, şimdi bu iki büyük ismi kenarıya bırakalım ve bizim ufaklık elyes aguis'e gelelim. bir minik adam bu kadar mı güzel oynanır? o ne mimiktir, o nasıl karaktere kendini kaptırmaktır, böyle güzel oyunculuk, bu yaşta yapılır mı? gerçekten çok kıskandım oyunculuğunu, umarım ilerleyen zamanlarda, gözümüzün önünde beyaz perde'de büyür ve böyle yetenekli bir isimi seneler sonra konuşuyor oluruz.

film boyunca aslında çok fazla ikilem arasında bırakılıyoruz. geleceği yaşamak için geçmişi yaşamaya zorunlu tutulan insanlar var. geleceğe umutla bakmalarına rağmen, arkalarından gelen o karanlık geçmiş her zaman onların yolunu kesiyor. ve gelecek ile geçmiş öylesine çatışma yaşıyor ki, karakterler bugünü yaşayamaz oluyorlar. ve geçmişin bu kadar karanlık olmasının sebebi de, aslında karakterlerin de boyunu aşan bir durum yüzünden oluyor. bazı olayları eksik anlamak, yalan söylemekten çok daha ötede kötülükler doğurur. karakterlerde aslında tam olarak bu yüzden hiç bir zaman geleceğe doğru adım atamıyorlar. bu kadar karışık bir hikayeyi zorlaştıran sebep ise, karakterlerin yalanları değil -ki zaten filmde aslında kimse yalan söylemiyor-, tüm konuları eksik anlamaları ve birbirleri arasında iletişim sorunları yaşamaları. bu yönüyle de aslında alışılmış yalana dayalı senaryoların yanında, orjinal bir senaryo olarak kabul edebiliriz. ve bu orjinallik filmin başından sonuna kadar devam ediyor, tek bir yerde patlak vermiyor.

böyle bir senaryoyu türkiye'de en az beş sezon televizyon dizilerinde izlerdik. bu beş sezonluk izletilebilir senaryoyu 130 dakikada göstermek de asgar ferhadi'nin ustalığı olarak kalsın diyelim. senaryo ve oyunculuklara hayran olduğum, en iyi kadın oyuncu ödüllü bu filmi izlemediyseniz kesinlikle izlemenizi tavsiye ediyorum. izlerken asla sıkılmayacağınız ve her zaman bir sonraki sahneyi merak edeceğiniz bir film. sürükleyicilik ve dramı aynı film içinde sevenler ve bir de şiddetli diyaloglar ile gerilenler, filmi izledikten sonra ne dediğimi daha iyi anlayacaklardır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder