2 Ocak 2015 Cuma

sihirbaz olmanın ötesinde bir yaşam : hokkabaz

cem yılmaz'ın yazdığı ve ali taner baltacı ile birlikte yönettiği 2006 senesinde vizyona girmiş bir film, hokkabaz. ve ayrıca, yine başrolünde cem yılmaz'ı gördüğümüz, diğer karakterleri de mazhar alanson, özlem tekin ve tuna orhan'ın canlandığı bir film. diğer tüm cem yılmaz filmlerine ve işlerine rağmen bu film pek fazla duyurulmadan çıktı vizyona. ve cem yılmaz'ı her yerde konuşurken, insanlar her şey çok güzel olacak'ta olduğu gibi bu filmi çok fazla konuşmadılar. çok fazla iddalı bir film değil fakat filmin genel olarak mütevazi ve hoş bir yapısı var. cem yılmaz, diğer filmlerini izletip de çok eleştiri almasına rağmen bu filmi izleyenler genel de pek fazla bir eleştiri yapmıyorlar.

bu eleştiri gelmemesinin sebebi de az önce bahsettiğim gibi filmin genel yapısından kaynaklanıyor. gerçekten, diğer cem yılmaz işlerinden ayrılan bir yapıda görüyoruz filmi. kısacası bu filmin sevilme sebebi, ilerleyişindeki o duruluk ve sadeliği, mütevazi bir film olması, seyirciyi gülmeye zorunlusunuz baskısından çıkarıp, izlediğinizde hoşlanacaksınız kıvamına sokan bir film olmasıdır.


film çevresindekilerden aşırı derecede saf olmasına rağmen, çevresindeki kurnaz insanları kandırmaya çalışan bir sihirbaz'ı, babasının deyişi ile hokkabaz'ı anlatıyor. küçüklükten beri tüm hayatını paylaştığı, hayat dostu olan maradona'yı ve çocuğu ile çok sıkı bağlara sahip, hokkabaz'ın babası sait karakterini görüyoruz. bir türkiye turnesine çıktıkları sırada hayatlarına giren bir kız yüzünden karakterlerin hayatı değişiyor. özlem tekin'in canlandırdığı fatma karakteri, asıl tavşan numarasını bu hokkabazlara çekerek onların hayatla yüzleşmesini sağlıyor. sürekli olarak başarısızlıklar ile uğraşan, bir çift güvercine bile sahip çıkamayan, hepimizden birisi olan iskender'in doğal hayatını izliyoruz.

filme senaryo açısından baktığımızda türkiye'de pek rastlayamayacağımız türden. çünkü çok doğal ve değişik bir hikayeyi konu alıyor. asıl işi kurnazlık olan bir mesleğin, saf bir adam tarafından nasıl icra edilemediğini izliyoruz. işine yetenekleri ile değil de, duygusuyla bağlanan insanların, aslında en büyük başarıyı yakaladığını da görüyoruz bir yerde. zaman zaman girilen o çıkmazlara, maddi sıkıntılara rağmen, hayata dört elle sarılabilen ve bu sırada en sevdikleri şey olan, sihirbazlığı asla unutmayan iki karakter. ve bu karakterlerin maddi bir beklenti ile çıktıkları yoldan, yine manevi bir değer ile dönmeleri. bu da hayatın, onlara her zaman " aslında siz sahip olunabilecek en güzel şeye sahipsiniz, birbirinize " deme şeklidir.

filmden sonra cem yılmaz ile birlikte yönetmenlik yapan ali taner baltacı'nın küçük bir röportajını izledim. bu projeyi yaparken gerçekten çok zevk aldığını ve kendisinin deyişi ile " filmi çekmeye başladığımız ilk günden itibaren ne zaman fikir ayrılığına düşeceğiz acaba diye kendime sorup sorup durdum. kurgu bittiğinde ve film hazır olduğunda biz hala fikir ayrılığına düşmemiştik. " demesi iki yönetmen ile çalışılan filmlerde başarılı olmanın kilit anahtarıdır bence. çünkü, iki yönetmenin birbirini iyi tanıması ve bir projeye aynı hevesle sarılması, başarılı bir sonuç, yani hokkabaz gibi bir filmi beyaz perde'ye gönderiyor. filmin aynı anlarında heyecanlanan, aynı anlarında bir hatayı görebilen ve aynı hevesle her gün filmin başında sabahlayan iki başarılı yönetmenin böyle kaliteli bir senaryoya sahip filmi üst düzey bir şölen ile beyaz perde'ye aktaramaması hayal edilemez zaten.

filmi kesinlikle izlemenizi tavsiye ederim, çünkü bu film, türk sinema tarihinde ender görülebilecek olan, kendi içerisinde çok güzel duygular barındıran ve böylesine kaliteli olmasına rağmen reklamlarının altında kalmamış bir yapıt. yani, reklamlar ile değil de, kalitesi ile seyirci toplayan bir film. mütevaziliği ve sadeliği sayesinde seyreden herkesin beğeneceği, içerisinde çok güzel diyalogları barındıran ve ince bir mizah anlayışına sahip olan bu filmi kaçırmamalısınız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder