13 Ocak 2015 Salı

köpekler ve onların tanrıları : white god

yönetmenliğini kornél mundruczó'nun yaptığı, bir maceristan filmi olan white god'ı, başka sinema sayesinde bugün izleme fırsatı buldum. filme gitmeden önce konusuyla beni etkileyen bir film olmuştu. üzerine bir de cannes'da belirli bir bakış bölümünde en iyi film ödülünü alması, beyaz perdenin yolunu tutmama sebep oldu. film canlı habitatında yer alan insan ve köpeklerin birbirleriyle ve kendi içlerindeki ilişkisini anlatıyor. tabi bu denklemdeki bilinmeyenler çok olduğu içinde inanılmaz bir analiz ve dram filminin içinde buluyoruz kendimizi.

film hagen isminde uysal bir köpeğe sahip olan lili'nin hikayesini ve uysal köpeğimiz hagen'ın hikayesini anlatıyor. filmin başında yurt dışına çıkması gereken anne, köpeği ve lili'yi babalarına emanet etmesini görüyoruz. babanın köpeği evin içinde istememesi ve köpekten kurtulmasıyla, artık iki farklı karakterin hayatta kalmak için verdikleri çaba devreye giriyor. tabi bu çaba, lili cephesinden bakıldığı zaman psikolojik bir çaba iken, hagen için biraz daha vahim bir hal alıyor. kötü sahiplerin eline geçmesinden dolayı çektiği çileleri izliyoruz.


filmin en düşündürücü taraflarından birisi, insanlardan daha iyi oynayan köpeklerin bu filme nasıl adapte edildiği. filmin içerisinde geçen ve her durumda köpeklerin yaşadıkları çirkin olayları yüzümüze vuran, bu çirkin konulara değinilen bir filmde oynatılan köpekler inanılmaz eğitilmiş. öyle ki, hagen isimli köpeğin oyunculuğu hakkında bir yorum yapmak istesem gerçekten on üzerinden yedi üzerinde bir puan vermem gerekir. mimikleriyle, hareketleriyle resmen çaresiz bir köpeği canlandırmış. tabi bu kadar iyi bir eğitim akıllara filmlerde gördüğümüz o çirkin eğitim sahnelerini getiriyor. fakat ben filmde bu kadar vurgulanan ve bu kadar yüzümüze çarpan gerçekleri gören bir yönetmenin böylesine çirkin bir eğitim yolu seçmeyeceğini ve bu köpeklerin hiç bir türlü zarar görmediklerini düşünerek bu filmi izledim ve yorumluyorum.

birbirlerinden ayrı kaldıklarından itibaren iki farklı karakteri görüyoruz. başta da dediğim gibi, bu ayrı kalış sürecini lili ağır bir psikoloji ile kaldırmaya çalışıyor. kendisini evinden ve babasından uzaklaştırma yolunu seçiyor, kendisinin de bildiği, pek tekin olmayan partilere özellikle katılıyor. fakat içindeki o masumluk ve iyilik, lili ne kadar onları kapatmaya çalışsa da asla ortadan kaybolmuyor. hagen için durumlar farklı. kötü sahiplerden asla kurtulamayan hagen, kendisini bu kadar çok seven bir sahipten sonra büyük bir şok ile karşı karşıya geliyor. dövülüyor, kavga ettiriliyor, içine kin ve öfke giriyor. fakat aynı insanlarda olduğu gibi, hagen bu duyguların üstesinden gelemiyor ve artık içinde durdurulamaz bir öfke ile onun böyle olmasına sebep olan tüm insanlığa karşı öfkesini kusmak üzere zincirlerinden kurtuluyor.

hagen filmin sonlarında intikam almaya başladığı zaman, genelde sistem tarafından otomatikleştirilmiş insanlara saldırıyor. bu aslında biraz da hagen'ın sistem yüzünden tokat yediğini düşünmesiyle yorumlanabilir. para kazanma hırsından dolayı gözü bazı canları görmezden gelerek, onlara canlı değil de basit bir malmış gibi davranarak yükselmeye çalışanları toplumumuzun her kesiminde görüyoruz. hatta kısa zaman önce ülkemizde bir kediyi katleden genç bir üniversite öğrencisine malın bedelini öde, serbest kal şeklinde yaklaşan mahkemeyi hatırlayabiliriz. işte hagen, aslında zincirlerinden kurtulduğunda bu sisteme savaş açıyor. çetesiyle birlikte kendilerini bu hale getiren herkesten tek tek intikam alıyor.

yozlaşmanın ve sömürü sisteminin tek çözümünün eşitlik olduğunu ve bazen beyaz bir köpeğin, melez bir köpeğe yardım etmesiyle bu dünya'nın daha iyi bir yer olacağını anlamamız gerekiyor. film de bize aslında tam olarak 120 dakika boyunca bunu gösteriyor. eşit ve birlikte hareket eden bir topluluğun önünde, o topluluğun " tanrı " olarak adlandırdığı insanların bile duramayacağını görüyoruz. ta ki, böylesine intikam duygusuyla yola çıkan çete karşısında sevgi duygusunu görene kadar. en masum olan o duyguyu gören tüm köpekler, yine birlikte ve eşit şekilde sakinleşiyorlar. çünkü aslında içinde hiç birisinin kötülük olmadığını anlıyorlar. tek amaçları onları görmezden gelmeyen ve sevgi dolu bir dünya istemeleri. böyle bir dünya olmadığı için ölmek yerine de savaşmayı ve birbirlerini kollayarak, eşitlik içerisinde saldırmayı seçiyorlar.

film basit bir hayvan filmi değil. yüzlerce kez anlatılmaya çalışılan bir konu, farklı bir bakış açısı ve farklı bir canlı türü kullanılarak anlatılmaya çalışılmış bu sefer. ki bana göre, içlerinde bu farklılığı yakaladığından dolayı en güzel şekilde bize bu duyguları yaşatan film de white god olabilir. hagen ve lili'nin bu muhteşem hikayesini ve bir canlı türünün birlikte ve eşit olduktan sonra, tanrı olarak gördükleri sembolleri bile yenebileceğini kanıtlayan bir filmin hikayesi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder