27 Şubat 2015 Cuma

klişelerden arınmış matematik filmi : x+y

morgan matthews ilk uzun metrajlı filmi olan x+y ile bizlerle buluştu. sosyalleşme sorunu olan matematik aşığı bir çocuğu konu alan bu filmi, if film festivalinde izleme fırsatı bulabildim. sanıyorum if bu filmi bizlere izleme şansı tanımasaydı adından pek haberdar olamayacağım bir film olacaktı. festival takvimime koymama rağmen bu filme gitmeyi istedim ve filmden çıktığım zaman takvime koymamanın ne kadar yanlış olduğunu anladım. takvime koymama sebebim konusu artık klişeleşen matematikçilerin anlatıldığı filmden sıkılmış olmamdı. fakat x+y konusu ve konuyu işleyiş şekli ile büyük bir ters köşe yaptı.

matematikçilerin anlatıldığı filmlerin bir çoğu biyografi başlığı altında geçiyor. diğer kalanlar ise birbirinin kopyası olan filmler. fakat x+y konusu matematikte olsa, bu konuyu çok farklı ele almış. matematiğin çevresinde dolaşıyor fakat bize bambaşka duygular yaşatıyor. filmin en güzel özelliği, film içerisinde başrolün hayatını izlediğimiz kadar, diğer karakterleri de aynı oranda izleyebiliyoruz. tüm karakterlerin birbirleri ile olan iletişimleri ve hepsinin bambaşka iç dünyalara sahip olması, filmin bizi hiç sıkmamasını sağlıyor.

özenle seçilmiş bir casting, klişelerden arınmış ağır dramatik bir hikaye ve biraz da komedinin yardımıyla ortaya çok kaliteli bir iş çıkmış. rafe spall harici tanıdığım bir oyuncu yoktu. fakat film çıkışı nathan karakterini oynayan asa butterfield ve nathan'ın annesi julie rolündeki sally hawkins'i beğenmeme ihtimaliniz yok. tabi bu isimlere ek olarak, filmin içerisindeki en tatlı karakter ödülünü alabilecek nathan'ın içerisindeki o duyguları, küçük sevgi dokunuşları ile ortaya çıkarabilen çinli oyuncu jo yang'e de değinmezsek olmaz. birbiriyle böylesine uyumlu bir casting zor bulunur. özellikle morgan matthews'ın daha ilk uzun metrajlı filminde bu kadar isabetli seçimleri yapması takdir edilesi.

film başta da söylediğim gibi sosyalleşmekte sıkıntı çeken, matematiği çok seven fakat içinde garip duyguları yaşayan nathan'ı anlatıyor. genç yaşta, çok sevdiği babasını birlikte geçirdikleri bir trafik kazası sonucu kaybetmesi ile zaten içine kapanık olan nathan çevresiyle alakasını iyice kesiyor. çevresinde o'nu çok seven karakterler olmasına ve o'da içinde bir yerde bu duygulara karşılık veriyor olmasına rağmen, bu duygularını saklamayı tercih ediyor. nathan bu duygular yerine sadece mantığın işin içinde olduğu matematiğe yöneliyor. çevresindeki insanları sevmek yerine matematiğe çok daha fazla bağlanıyor. ta ki gerçek duygularını ortaya çıkaracak dokunuşu yapacak olan zhang mei ile karşılaşana kadar. elinin sıkılmasından bile korkan nathan, kalbini ve en derindeki o duygularını zhang mei'ye açıyor. işte bu sahneyle birlikte o klişeleşmiş matematik filmlerinin dışına çıkıyoruz. çünkü x+y bizlere, en bencil ve özel sayılan matematikçilerin bile küçük bir sevgi dokunuşu ile nasıl hayata bakışlarının değişeceğini anlatıyor. artık nathan hayatındaki tüm sorunları domino taşları gibi yıkarak ortadan kaldırıyor.

filmin içerisindeki göndermeler inanılmaz derecede güzeldi. nathan'ın çok odaklandığı matematik olimpiyatlarında çözdüğü sorulardaki kırmızı, sarı ve yeşil renkleri babasını kaybettiği kazadaki trafik işaretlerine bağlaması, aslında aynı kendisi gibi olan öğretmeni humphreys ile aynı anda aynı duyguları yaşaması bunlardan birkaçı. kendisini dışarıya açamayan öğretmen ve öğrencinin aynı anda, aynı sevgi dokunuşu ile içindeki güzel duyguları dışarıya bırakmasını ve alkışı toplamasını art arda gelen iki sahne ile görüyoruz. film zaten içerisindeki metaforları çok karmaşık hale getirmemiş. gerek geriye dönüşler ile, gerekse diyaloglar ile metaforların bir çoğu açığa kavuşmuş. bu yönüyle de izlenebilirliği arttırmış ve sıkıcılığı ortadan tamamiyle kaldırabilmiş.

filmden çıktıktan sonra başta bahsettiğim klişelerden arınmış senaryo, başarılı casting ve komedi denklemini kafanızda çok daha rahat kuracağınıza emin olabilirsiniz. ayrıca eminim ki morgan matthews bu film ile bir çok hayran yaratacak kendisine. uzun yıllar boyunca belgeselle uğraşmış genç yönetmenin ismini daha çok duyacağız gibi geliyor. umarım da öyle olur, yoksa genç yaşta böyle kaliteli kişilerin silinip gitmesi çok üzücü. x+y, 2014 filmleri arasında umarım kısa süre içerisinde hakettiği yere gelir ve bir çok sinemaseverin gözde filmlerinden bir tanesi olur. çünkü tüm denklemi ile bu film, bu geri bildirimleri hak ediyor.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder